Sınav Kaygısı
Öğrenci ve Veliler için Bilim Temelli Öneriler
Türkiye’de her yıl Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) gibi ulusal sınavlara milyonlarca öğrenci girmektedir. Bu sınavlar, öğrencilerin lise ve üniversite eğitimine geçişini belirlediği için son derece yüksek bir öneme sahiptir. Dolayısıyla hem öğrenciler hem de aileleri için sınav yaklaşırken artan bir stres ve kaygı düzeyi kaçınılmaz hale gelebilmektedir. Araştırmalar sınav kaygısının kültürel sınırları aşan evrensel bir olgu olduğunu göstermektedir. Hatta bazı karşılaştırmalarda Türk öğrencilerinin sınav kaygısı düzeylerinin dünya çapında en yüksekler arasında olduğu, sadece birkaç ülkedeki akranlarından daha düşük kaygı seviyesine sahip oldukları bulunmuştur. Bu durum, Türkiye’de sınavlara verilen büyük önemin kaygıyı artırabildiğini ortaya koymaktadır. Yüksek riskli sınavlar, gençler için geleceğe dair bir “başarı tehdidi” olarak algılanabildiğinde kaygının bilişsel ve fizyolojik bileşenlerini ciddi biçimde tetikleyebilmektedir. Nitekim bir araştırmada üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin neredeyse yarısının (%47) yüksek düzeyde sınav kaygısı yaşadığı rapor edilmiştir. Bu kaygı sadece duygusal bir mesele olmayıp doğrudan akademik performansı da etkileyebilir: Çeşitli çalışmalar, sınav kaygısının standart test sonuçlarındaki varyansın %20’sine kadar olan kısmını açıklayabildiğini ortaya koymaktadır. Başka bir deyişle, yüksek düzeyde kaygı yaşayan bir öğrenci bilgilerinin önemli bir bölümünü sınav anında etkin şekilde kullanamayabilir. Dolayısıyla sınava az zaman kala yapılacak doğru hazırlıklar kadar, nelerden kaçınılması gerektiğini bilmek de başarı ve psikolojik iyi oluş açısından kritik hale gelmektedir.
Bu yazıda, bilimsel araştırmalar ve uzman görüşleri ışığında, LGS ve YKS’ye sayılı günler veya haftalar kalmışken öğrenciler ve veliler için en etkili stratejileri ve kaçınılması gereken hataları ele alacağız. Öneriler, Türkiye’deki akademik çalışmaların bulgularının yanı sıra yurt dışındaki araştırmaların sonuçlarına dayandırılacaktır. Öğrenciler ve veliler için ayrı başlıklar altında, akademik tekrar yöntemlerinden sınav kaygısıyla baş etme tekniklerine, psikolojik hazırlıktan aile tutumlarına kadar kapsamlı tavsiyeler sunulacaktır. İhtiyaç duyulduğunda uluslararası sınav sistemlerine dair karşılaştırmalara ve örneklere de değinilecektir.
Öğrenciler İçin Öneriler
Ders Tekrarı ve Akademik Stratejiler
Son hafta yeni konu öğrenmeye çalışmak yerine tekrar ve pratik yapın: Uzmanlar, sınava çok az kala tamamen yeni konulara yoğunlaşmanın verimli olmadığı konusunda hemfikirdir. Özellikle son bir haftada yeni bir üniteyi sıfırdan anlamaya çalışmak yerine, şimdiye kadar öğrenilen konuların pekiştirilmesi tavsiye edilir. Rehberlik uzmanları, “Son bir haftada yeni konu öğrenmeye çalışmayın. Bol bol deneme sınavı çözün ve yaptığınız yanlışları muhakkak kontrol edin” diyerek bu yaklaşımı vurgulamaktadır. Bu tavsiye, öğrenme bilimi tarafından da desteklenmektedir. Araştırmalara göre ders çalışma seanslarını zamana yaymak (aralıklı tekrar) uzun süreli kalıcılık açısından çok daha etkilidir ve sınavdan önceki geceye bütün konuları sıkıştırarak çalışmaktan belirgin biçimde üstündür. Aynı şekilde, konuları tekrar ederken sorular çözerek öğrenme (retrieval practice) yapmak da bilgiyi pekiştirmede ve sınav performansını artırmada son derece etkilidir. Nitekim deneysel bir çalışmada, ders sonlarında sorular çözerek yapılan tekrarların, çözülmeyen konulara göre sınavda anlamlı derecede daha yüksek başarı getirdiği gösterilmiştir. Kısaca, son dönemde yapılacak en doğru akademik strateji; konuları gözden geçirmek, mümkünse konu eksiklerini küçük notlar alarak telafi etmek, bol deneme sınavı çözerek deneyim kazanmak ve özellikle yapılan hataları analiz ederek bunlardan ders çıkarmaktır. Bu sayede hem bilgi eksiklerinizi fark eder hem de sınav anındaki soru çözme hızınızı ve özgüveninizi artırabilirsiniz.
Son geceleri “sıkıştırma çalışması” yerine uykuyu ihmal etmeyin: Sınav yaklaştıkça birçok öğrenci, eksik hissettiği konular varsa panik halinde geç saatlere kadar uykusuz kalarak çalışmaya yönelebilir. Ancak bilimsel veriler, uykudan feragat ederek kazanılan çalışmanın, getiriden çok götürüsü olabileceğini göstermektedir. Yeterli ve düzenli uyku, öğrenilen bilgilerin kalıcı hale gelmesi (bellek pekiştirmesi) ve zihinsel performansın korunması için elzemdir. İyi bir uyku sırasında gün içinde öğrenilen bilgiler beyinde sağlamlaşır; uyku eksikliği durumunda ise hem bu bilgiler zayıflamakta hem de dikkat ve konsantrasyon düşmektedir. Carnegie Mellon Üniversitesi’nde yapılan geniş ölçekli bir araştırmaya göre, geceleri 6 saatten az uyuyan öğrencilerin akademik performansında belirgin düşüşler gözlenmiştir. Hatta her bir eksik uyku saatinin dönem sonu not ortalamasında kayda değer bir düşüşe karşılık geldiği saptanmıştır. Genel olarak, uzmanlar ergenlik çağındaki öğrencilerin günde yaklaşık 8 saat uyumasını önermektedir ki bu süre akademik motivasyon ve başarı için optimum etkiyi sağlar. Sonuç olarak, sınava az kala uyku düzeninizi bozmayın. Her gün mümkün olduğunca aynı saatte yatıp kalkmaya, özellikle sınavdan önceki gece tam dinlenmiş olmaya özen gösterin. Gece geç saatlere kadar uykusuz kalıp çalışmak, kazanacağınız birkaç saatlik tekrar süresinden daha büyük bir zeka ve performans kaybına yol açabilir. Bu konuda okul rehberlik uzmanlarının da sık sık hatırlattığı üzere, “Sınav gününe kadar, çok geç olmayan belli bir saatte yatıp sabah da aynı saatte uyanmaya çalışın” tavsiyesi son derece önemlidir.
Düzenli kısa molalar ve planlı çalışma: Her ne kadar süre daralmış olsa da, kalan günlerinizi bir plan dahilinde yönetmek hem akademik verim hem de psikolojiniz için faydalı olacaktır. Çalışma programınıza kısa molalar ekleyerek verimliliğinizi artırabilirsiniz. Örneğin 40-50 dakikalık odaklanmış çalışma seanslarını 5-10 dakikalık molalarla bölmek, zihnin aşırı yorulmasını engelleyip öğrenmeyi sürdürülebilir kılar. Mola anlarında derin nefes almak, biraz hareket etmek veya su içmek gibi küçük aktiviteler yaparak bir sonraki çalışma seansına daha zinde başlayabilirsiniz. Eğer günlere yayılan bir tekrar programınız varsa, konuları dönüşümlü ve aralıklı çalışmak (bir gün Matematik, ertesi gün tekrar etmek yerine birkaç gün arayla tekrar yapmak gibi) “spacing effect” denen ve öğrenmeyi güçlendiren etkiyi sağlayacaktır. Özetle, plansız ve maraton gibi bir çalışma yerine, kısa periyotlarla bölünmüş disiplinli bir tekrar, son düzlüğe girerken bilgilerin taze kalmasına yardımcı olur.
Psikolojik Hazırlık ve Sınav Kaygısıyla Baş Etme
Sınavın anlamını doğru çerçeveleyin: Sınav yaklaşırken öğrencilerin zihninde en çok yer eden düşüncelerden biri “Ya başaramazsam?” endişesidir. Bu endişe büyüdükçe, sınavın gözümüzdeki anlamı da orantısız şekilde artabilir. Uzmanlar, öğrencilerin sınavı hayatlarının tek belirleyici olayı gibi görmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sınavı “hayatınızın anlamı” ya da “her şeyin sonu” olarak değil, sadece geçilmesi gereken bir basamak olarak görmek, zihnen daha rahatlatıcı olacaktır. Unutmayın, LGS veya YKS önemli bir dönüm noktası olsa da ne ilk ne de son sınavınız olacak; hayatınızın tüm başarısını veya başarısızlığını belirleyen nihai bir yargı değildir. Bu bakış açısını benimsemek, üzerinizde hissettiğiniz baskıyı azaltarak sınava daha soğukkanlı girmenizi sağlar. Türkiye’de bir rehberlik uzmanının söylediği gibi: “Bu sınav öğrencilerin edindikleri bilgi düzeyini ölçmektir” – yani sizin değerinizi değil, belli bir andaki akademik bilginizi ölçen bir araçtır. Sınavı gereğinden fazla büyütmek, onu bir ölüm kalım meselesi haline getirmek, kaygıyı artırmaktan başka bir işe yaramaz. Bunun yerine kendi kendinize gerçekçi telkinlerde bulunun: “Elimden gelenin en iyisini yapacağım, bu sınav dünyanın sonu değil” gibi düşünceler, kaygıyla baş etmede faydalı olabilir. Unutmayın ki sınavda başarısız olma ihtimali düşüncesi hoş olmasa da hayatın telafi edilebilir bir parçasıdır; sizin değerinizi veya yeteneğinizi tamamen tanımlamaz.
Kaygıyı normalleştirin ve yönetilebilir olduğunu bilin: Sınav yaklaştıkça bir miktar kaygı hissediyor olmanız son derece normaldir. Hatta belli düzeydeki stres ve heyecan, çalışmaya motive eden ve dikkati canlı tutan bir faktör de olabilir. Önemli olan, kaygının kontrolden çıkıp performansınızı engelleyecek seviyeye ulaşmasını önlemektir. Yalnız olmadığınızı hatırlayın: Sınav kaygısı çok yaygındır ve birçok arkadaşınız benzer duyguları paylaşıyor. Yapılan çalışmalara göre öğrencilerin önemli bir bölümü sınav yaklaştıkça artan düzeyde kaygı yaşamakta, bu öğrencilerin büyük kısmı kaygıyı azaltmak için bir veya birden fazla yöntem denemektedir. Yani sizin de bu süreçte uygulayabileceğiniz bilim destekli yöntemler vardır. Öncelikle, kaygının neden kaynaklandığını kendinize sormak iyi bir başlangıçtır: Genellikle kaygı, gerçekçi olmayan düşünceler ve aşırı olumsuz beklentilerden beslenir. Bu nedenle zihninizdeki otomatik negatif düşünceleri yakalamaya çalışın. Örneğin, “Bu sınavda kesin başarısız olacağım” gibi bir düşünceye kapılırsanız, bunu durdurup daha sağlıklı bir düşünceyle değiştirin: “Yeterince hazırlandım ve yapabildiğimin en iyisini yapacağım”. Psikiyatri uzmanları, “Dünyanın sonu değil, telafisi var” ve “Bu sınavda başarısız olmam, her zaman başarısız olacağım anlamına gelmez” gibi alternatif düşüncelerin benimsenmesini önermektedir. Yani zihninizi felaket senaryolarından uzaklaştırıp daha dengeli bir bakış açısına yönlendirebilirsiniz.
Gevşeme ve nefes egzersizlerini uygulayın: Kaygının fiziksel belirtilerini (kalp çarpıntısı, hızlı nefes alıp verme, terleme vb.) kontrol altına almak için gevşeme teknikleri oldukça etkilidir. En basit ve erişilebilir gevşeme yöntemi, doğru nefes alıp vermektir. Sınavdan birkaç gün önce bu tekniği denemeye başlayın: Burnunuzdan derin bir nefes alıp karnınızı şişirerek diyafram nefesi alın, sonra ağzınızdan yavaşça verin. Bunu 4-5 kez tekrar etmek, vücudunuzdaki gerilimi azaltacaktır. Sınav öncesi günlerde veya sınav sabahı gergin hissettiğinizde bu şekilde kontrollü nefesler alıp vermek, parasempatik sinir sisteminizi devreye sokarak fizyolojik sakinleşme sağlayabilir. Bilimsel araştırmalar da nefes egzersizlerinin sınav kaygısını azaltmada kayda değer bir fayda sağladığını doğrulamaktadır. Örneğin 8. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan yakın tarihli bir çalışmada, üç ay boyunca düzenli aralıklarla nefes çalışması yapan öğrencilerin LGS benzeri merkezi sınav öncesindeki kaygı düzeylerinin anlamlı biçimde düştüğü bulunmuştur. Bu çalışma, okullarda basit nefes rutinlerinin bile uygulanmasının, yüksek stresli sınav dönemlerinde öğrencilerin ruh sağlığını destekleyebileceğini vurgulamaktadır. Benzer şekilde, sistematik gevşeme ve maruz kalma yöntemleri de etkilidir: Örneğin, deneme sınavlarını gerçek sınav atmosferini canlandıracak şekilde ciddiye alıp çözmek, bir tür “prova” etkisi yaratarak gerçek sınavdaki kaygınızı hafifletebilir. Nitekim sistematik duyarsızlaştırma denilen bu yöntemin, sınav kaygısını anlamlı oranda azalttığı klinik çalışmalarda gösterilmiştir.
Mola zamanlarını ve boş günleri verimli değerlendirin: Sınavdan bir-iki gün önce, mümkünse tam gün yoğun bir şekilde ders çalışmak yerine, hafif tekrarlarla birlikte zihninizi rahatlatacak aktivitelere de zaman ayırmaya çalışın. Açık havada yürüyüş yapmak, sevdiğiniz bir hobiyle uğraşmak veya sizi aşırı yormadan zihninizi dağıtacak etkinlikler (örneğin müzik dinlemek, resim yapmak) sınav kaygınızı düşürebilir. Uzmanlar, sınavdan birkaç gün öncesinde yapılacak hafif fiziksel aktivitelerin ve rahatlatıcı uğraşların stres seviyesini azaltabileceğini belirtmektedir. Yoğun bir maratonun sonuna geldiğinizi ve elinizden geleni yaptığınızı kendinize hatırlatarak, bu son günlerde bedeninizi ve zihninizi şarj etmeye özen gösterin. Unutmayın ki zihinsel hazırlığın önemli bir parçası, dinlenmiş ve dengeye gelmiş bir zihinle sınava girebilmektir.
Fiziksel Sağlık ve Rutinlerin Önemi
Sağlığınıza dikkat edin, son anda hastalanmayın: Sınavdan hemen önceki dönemde sağlığınızı korumak, belki de çalışmak kadar kritik bir konudur. Yoğun ders temposu içinde bazen ihmal edilse de, dengeli beslenme, uyku ve genel fiziksel sağlık performansınızı doğrudan etkileyecektir. Uzmanların özellikle vurguladığı noktalardan biri, kendinizi fiziksel olarak riske atacak aktivitelerden kaçınmanız gerektiğidir. Sınava bir hafta kala, sakatlanma riski yüksek sporlar veya aşırı efor gerektiren faaliyetler yapmayın. Örneğin sınavdan hemen önceki gün halı saha maçı yapıp sakatlanmak ya da aşırı yorulmak, bir yıllık emeğinize yazık edebilir. Aynı şekilde kalabalık ortamlarda bulunurken hijyen ve maske kurallarına dikkat etmek (özellikle salgın hastalık dönemlerindeyse) önemlidir. Son hafta soğuk algınlığı, grip gibi rahatsızlıklara karşı tedbirli olun; üşütmemeye çalışın. “Hasta hasta sınava girmek motivasyonunuzu olumsuz etkiler” uyarısını hatırlayarak, bu dönemde sağlığınızı birinci öncelik haline getirin.
Beslenme ve özellikle kahvaltı konusunda dikkatli olun: Beslenme, sınav öncesi döneminde çoğu öğrencinin göz ardı ettiği ama performansı etkileyebilen bir faktördür. Özellikle sınav sabahı yapılacak kahvaltı, zihinsel performans için yakıt niteliğindedir. Araştırmalar, düzenli ve sağlıklı kahvaltı yapan öğrencilerin akademik motivasyonunun ve test skorlarının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Örneğin Avustralya’da yapılan bir çalışmada, sınav sabahı besleyici bir kahvaltı tüketen lise öğrencilerinin hem kendilerini daha motive hissettikleri hem de sınavda daha başarılı oldukları bulunmuştur; buna karşın hiç kahvaltı yapmayan veya abur cubur tarzı sağlıksız bir kahvaltı yapan öğrencilerin motivasyon ve başarı düzeyi bariz biçimde düşük ölçülmüştür. Bu nedenle sınav günü mutlaka kahvaltı edin, fakat alışık olmadığınız yiyecekleri tüketmekten kaçının. Midenizi rahatsız edebilecek çok ağır, yağlı yiyeceklerden ya da ilk kez deneyeceğiniz besinlerden uzak durun. Uzmanlar, “her zamanki gibi bir kahvaltı yapın, kahvaltınıza yeni bir besin eklemeyin; bu, hem sürpriz reaksiyonlara neden olabilir hem de gereksiz yere stresinizi artırır” diyerek istikrarlı alışkanlıkların önemini vurgulamaktadır. Sınavdan önceki akşam ve sabah çok aç kalmamaya ama gereğinden fazla da yememeye özen gösterin; hafif ve protein-karbonhidrat dengesini gözeten bir öğün idealdir. Bunun yanında, günler boyunca aşırı kafein (kahve, enerji içeceği) tüketmek de uyku düzeninizi bozup sizi strese sokabilir; kafeini makul düzeyde tutun ve özellikle öğleden sonra-son akşam kafein almamaya çalışın.
Rutinlerinizi koruyun ve gevşemeyi ihmal etmeyin: Sınava az zaman kala günlük rutininizde çok büyük değişiklikler yapmamak da önemlidir. Biyolojik saatinizi ve alışkanlıklarınızı korumak, vücudunuzun ve zihninizin dengede kalmasına yardımcı olur. Her gün benzer saatlerde uyanıp benzer saatlerde ders çalışmaya, molalar vermeye ve uyumaya gayret edin. Bu, sınav günü de kendinizi daha dinç hissetmenizi sağlar. Akşamları yatmadan önce telefon, bilgisayar ekranı gibi sizi uykudan alıkoyacak uyaranlardan uzak durup mümkünse 7-8 saat kesintisiz uyuyun. Ayrıca, gün içinde tamamen ders dışı kısa gevşeme anları planlayın: Sevdiğiniz bir müziği dinlemek, derin nefes egzersizi yapmak, birkaç dakika gözlerinizi kapatıp dinlenmek gibi basit teknikler gerginliğinizi azaltacaktır.
Sınav Günü İpuçları
Sınav sabahına dair birkaç pratik noktayı da hatırlatmak faydalı olacaktır:
- Alışık olduğunuz kahvaltıyı yapın: Çok ağır kaçmayacak, protein ve kompleks karbonhidrat içeren (örneğin peynir, yumurta, ekmek, ceviz, meyve gibi) bir kahvaltı idealdir. Kesinlikle o gün ilk defa yiyeceğiniz bir şeyi menünüze eklemeyin, mide problemlerine yol açabilir.
- Rahat kıyafetler seçin: Sınav sırasında sizi sıkmayacak, rahat ve mevsimine uygun giysiler giyin. Özellikle kan dolaşımınızı bozacak derecede dar kıyafetlerden kaçının ki uzun süre otururken rahatsızlık hissetmeyin.
- Zamanında ve hazırlıklı olun: Sınav merkezine en az 30 dakika önceden gidin. Bu, ortama alışıp ilk heyecanınızı atmak için size fırsat verecektir. Sınavdan bir gün önce kimlik, sınav giriş belgesi, kalem, silgi, su gibi gerekli her şeyi hazırlayın ki aceleyle unutmamış olun.
Sınav esnasında da unutmayın: nefes egzersizlerini kullanabilirsiniz. Sınav başlamadan hemen önce ya da sorulara başlarken kendinizi çok gergin hissederseniz, birkaç kez derin nefes alıp verin. Ayrıca sorularla ilgili panik yaşamamak için sınav süresini iyi yönetin; takıldığınız soruda aşırı vakit kaybetmeyin, gerekirse o soruyu atlayıp devam edin ve sonunda vaktiniz kalırsa geri dönün. Zor görünen bir soru veya genel olarak zor bir sınav ile karşılaşırsanız motivasyonunuzu düşürmeyin – bu durumun herkes için geçerli olduğunu, sizi diğerlerinden geri düşürmeyeceğini aklınızdan çıkarmayın. Sınav arasında (örneğin LGS’de iki oturum arasındaki 45 dakikalık molada) arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde kesinlikle biten sınavın sorularını tartışmayın. Eğer hatalı yaptığınız bir soruyu öğrenir veya duyarsanız, bu moralinizi bozup ikinci oturumu da olumsuz etkileyebilir. Bu tür sohbetlerden kaçınmak, kalan bölüm için zihninizi temiz tutacaktır.
Veliler İçin Öneriler
Sınav döneminin stresini yoğun yaşayan yalnızca öğrenciler değildir; veliler de bu süreçte heyecanlı ve endişeli olabilirler. Ancak ebeveynlerin kendi kaygı ve tutumları, çocuklarının sınav performansını ve duygusal durumunu doğrudan etkileyebilmektedir. Yapılan araştırmalar, aile tutumlarının sınav kaygısında önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Özellikle otoriter ve aşırı kontrollü bir aile ortamında büyüyen çocukların sınav kaygısı düzeylerinin daha yüksek olabildiği gösterilmiştir. Bunun aksine, destekleyici ve anlayışlı bir tutum sergileyen ailelerin çocukları sınav dönemini daha az stresle atlatabilmektedir. Bu nedenle veliler olarak sınav yaklaştığında nasıl davranmanız, neler söyleyip nelerden kaçınmanız gerektiği konusunda farkındalık sahibi olmanız çocuğunuzun başarısı ve ruh sağlığı açısından son derece değerlidir.
Kaçınılması Gereken Ebeveyn Davranışları
Her anne-baba elbette çocuğunun başarılı olmasını ister; ancak bazen iyi niyetle yapılan bazı davranışlar öğrencilerde farkında olmadan kaygıyı tetikleyebilir. İşte uzmanların sıkça uyardığı, kaçınılması gereken bazı ebeveyn tutumları ve bunların çocuk tarafından olası algıları:
- Başarının altını fazlaca çizmek: Örneğin çocuğunuz sınavdan tam puan aldığında büyük kutlamalar yapmak, pasta kesmek gibi abartılı ödüller vermek (çocuğun yorumu: “Ailem için önemli olan tek şey benim 100 almam. Bir dahaki sefere 100 alamazsam herkes çok üzülecek”). Benzer şekilde, 98 gibi yüksek bir puan aldığında “Bu notu nasıl alırsın, neden 100 değil?” diyerek sitem etmek (çocuğun yorumu: “98 bile başarı sayılmıyor, her sınavdan 100 almak zorundayım”). Bu tutumlar çocuğa mükemmel olmak dışında seçeneği olmadığı mesajını verir ve sonraki sınavlara yönelik korku yaratır.
- Hatalara odaklanmak: Deneme sınavı sonuçlarını veya not karnesini değerlendirirken sürekli yanlışlar üzerinde durmak, doğruları görmezden gelmek (çocuğun yorumu: “Doğrularım önemli değil, ailem sadece yanlışlarıma bakıyor; demek ki hiç yanlış yapmamam lazım!”). Bu yaklaşım, öğrencide en küçük hatanın bile felaket olduğu inancını pekiştirir ve sınavda hata yapma korkusunu artırır.
- Sürekli beklentiyi yükseltmek: Her başarıdan sonra hemen bir sonraki sınavda daha yüksek bir sonuç beklediğinizi ifade etmek (örn: “Bu sınavdan iyi aldın ama bir dahakine daha yüksek bekliyoruz” demek), çocuğa mevcut çabasının yeterli görülmediği hissini verir (çocuğun yorumu: “Ailem benden her zaman daha fazlasını bekliyor, asla yeterli olamayacağım”). Bu da öğrencide başaramama endişesini körükleyebilir.
- Aşırı güven vurgusu yapmak: “Sana çok güveniyoruz, bizi mahcup etme” tarzında sık sık güven aşılamaya çalışmak, aslında çocukta ağır bir sorumluluk duygusu yaratabilir. Çocuk bu sözü “Güvenimizi boşa çıkarma, bizi rezil etme” şeklinde algılayabilir. İyi niyetle söylenen “güveniyoruz” ifadesi, öğrencide ailesini hayal kırıklığına uğratmama baskısı oluşturabilir.
- Olumsuz telkinlerde bulunmak: Sınava girmeden hemen önce “Sakın heyecanlanma, panik yapma!” demek (çocuğun yorumu: “Demek ki bu panik yapılacak bir olay, ben kesin heyecanlanacağım”). Beyin olumsuz ekleri göz ardı edip sadece fiile odaklandığı için, bu cümle aslında çocuğa “heyecanlan ve panik yap” komutu gibi gelebilir. Heyecanlanmamayı söylemek yerine “Sakin kalacağına inanıyorum, yapabileceğini biliyorum” gibi olumlu ifadeler tercih edilmelidir.
Yukarıdaki tutumlar, öğrencinin zihninde başarısızlık korkusunu büyüten ve sınavı olduğundan da önemli hale getiren yaklaşımlardır. Bu nedenle, bu tür söylem ve davranışlardan mümkün olduğunca kaçınmak gerekir. Bir eğitim danışmanının ifadesiyle, sınava yüklenen anlam abartıldığında yüksek kaygı kaçınılmaz oluyor; çocuk, “Başarısız olursam sevilmem, değersiz olurum” gibi düşüncelere kapılabiliyor ve aşırı kaygı yüzünden en iyi bildiği soruları bile yapamaz hale gelebiliyor. Aileler olarak çocuğunuza vereceğiniz mesaj “seni her koşulda seveceğiz ve senin yanındayız” olmalıdır, “başarılı olursan değer görürsün” değil.
Destekleyici Tutum ve İletişim
Koşulsuz sevgi ve gerçekçi beklenti: Çocuğunuzun sınav performansı ne olursa olsun, ona duyduğunuz sevginin ve ona verdiğiniz değerin değişmeyeceğini hissettirin. Öğrenci, anne babasının gözünde sınav sonucundan bağımsız bir değeri olduğunu bilirse, sınav baskısıyla çok daha sağlıklı baş edebilir. Uzman psikologlar, “Çocuk, anne baba ile ilişkisinde kendine güvenildiğini ve sınav sonucu ne olursa olsun koşulsuz sevildiğini biliyorsa sınav öncesinde çok fazla bir şey söylemeye de gerek kalmayacaktır” diyerek bu noktayı vurgular. Gerçekten de, çocuğunuzun elinden geleni yaptığına inandığınızı ve sonuç ne olursa olsun onun yanında olacağınızı belirtmek, ona verilecek en güzel motivasyondur. Bunu sözleriniz kadar beden dilinizle de gösterin: İçten bir sarılma, sıcak bir tebessüm ve “Seninle gurur duyuyoruz, emeklerinin karşılığını almanı diliyoruz” gibi yüreklendirici cümleler, öğrencinin kendine güvenini pekiştirir. Özellikle sınav sabahı ya da hemen sınav öncesinde, uzun nasihatler ve çocuğu daha da strese sokabilecek konuşmalar yapmaktan kaçının. Bazı ebeveynler iyi niyetle son anda dakikalarca öğüt vermeye çalışır; fakat bu, öğrencinin heyecanını daha da artırabilir. Bunun yerine, kısa ve pozitif bir dilekle çocuğunuzu sınava uğurlayın. “İçten sıcacık bir gülümseme ve iyi dileklerle sonlanan kısa bir vedalaşma sahnesi, uzun ve kaygı artırıcı konuşmalardan çok daha olumlu duygulara neden olacaktır” diye belirtiyor uzmanlar. Yani son dakikada söyleyeceğiniz en anlamlı şey, “Başarılar, her şey gönlünce olsun” gibi kısacık ve güven dolu bir cümledir.
İletişimde empati ve destek ön planda olsun: Sınav döneminde çocuğunuzun duygularını anlamaya çalışın ve ona bu konuda alan tanıyın. Kendi gençlik deneyimlerinizi veya başkalarının başarı hikâyelerini baskın şekilde anlatmak yerine, çocuğun şu an hissettiklerini dinleyin. Kaygılı olup olmadığını, korkularını, umutlarını paylaşmasına izin verin. Onun duygularını önemsediğinizi gösterin ve “seni anlıyorum” mesajı verin. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin ailelere yönelik rehberinde de vurgulandığı üzere, sınav hakkında konuşurken çok dikkatli ve gerçekçi olun; çocuğunuzu kesinlikle başkalarıyla kıyaslamayın. Örneğin “Falancanın oğlu günde 8 saat çalışıyormuş” gibi kıyaslamalar son derece zararlıdır ve öğrencinin özgüvenini zedeleyebilir. Bunun yerine “Sen elinden geleni yapıyorsun ve yapacaksın” diyerek onun bireysel çabasını takdir edin. Yine aynı rehberde belirtildiği gibi, sınavı asla bir amaç haline getirmeyin; sınav, çocuğunuzun hayat yolculuğunda bir araçtır ve birçok fırsattan sadece biridir. “Sınavı yüceltmeme, ölüm kalım sorunu haline getirmeme, yüreklendirici davranma” ailelere özellikle önerilmektedir. Çocuğunuza güven verin ve sorumluluk almasına izin verin. Küçük jestlerle motive edici olun ama bunu sürekli gündemde tutmayın. Örneğin, küçük bir ödül vaadi yerine (bu yine başarı şartına bağlayabilir sevgiyi), onu çalışırken rahat ettirecek bir ortam sağlamak, ihtiyaç duyduğunda destek olacağınızı hissettirmek daha etkili olacaktır.
Sınav günü ve sonrasında ebeveyn tavrı: Sınav günü geldiğinde çocuğunuzdan daha heyecanlı olabilirsiniz, bu çok anlaşılır bir durum. Ancak bu heyecanınızı çocuğunuza olumsuz yansıtmayın. Örneğin bazı veliler çocukları sınavdayken okul bahçesinde bekler ve endişeyle volta atar. Bu durumda öğrenci, içeride sorularla mücadele ederken bilinçaltında anne-babasının dışarıda endişeyle beklediğini düşünüp ekstra bir baskı hissedebilir. Pedagoglar, “Sınav sırasında çocuğu okul bahçesinde beklemek kaygıyı artıran bir neden olabilir” diyerek bu konuda uyarıyor. Elbette çocuğunuzla birlikte sınav binasına kadar gitmeniz normaldir, ama salonlara alındıktan sonra sürekli kapıda, bahçede onu beklemeniz aslında pek işe yaramayacak, aksine onun zihninde “Ailem benim sonucum için çok kaygılanıyor” düşüncesini pekiştirecektir. Mümkünse, çocuğunuz sınava girdikten sonra siz de kendinizi oyalayacak farklı bir ortama geçin. Sınav bitiminde onu güler yüzle karşılayın, nasıl geçtiği sorusunu bile hemen sormadan önce “Geçmiş olsun, seninle gurur duyuyoruz” diyerek sarılın. Sınav sonucu ne olursa olsun, gösterdiği emeğin kıymetli olduğunu belirtin. Eğer sınavdan istediği gibi çıkmadığını düşünüyorsa, bunun telafi edilebilir olduğunu anlatın ve geleceğe odaklanmasına yardım edin. Unutmayın, çocuğunuzun değeri bir sınav sonucu ile ölçülemez. Bunu hissetmesi, onu hayata karşı daha güçlü ve dirençli kılar.
Veliler için özetle, sakin, güven verici ve destekleyici bir tutum sergilemek başarının da anahtarıdır. Aileler kendi streslerini çocuklarına yansıtmamalı; beklentilerini gerçekçi düzeyde tutmalı ve sınavı gereğinden fazla dramatik hale getirmemelidir. Uzmanlar ailelerin çocuklarına güven ve sorumluluk vermesini, çabalarını takdir etmesini, olumsuz dille eleştirmemelerini önemle tavsiye etmektedir. Çocuklar koşulsuz sevilmelidir cümlesi, bu dönemde rehberiniz olsun. Sınav bittiğinde de sonucu nasıl olursa olsun evladınızın yanında olun; başarılarını kutlarken de başarısızlıklarında cesaretlendirin. Çünkü bu sınavlar gelip geçicidir, ama aile desteği ve sevgisi kalıcıdır.
Sonuç
Sınavlara sayılı günler kala hem öğrencilerin hem de ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları bilimsel bulgular ve uzman önerileriyle ele aldık. Bu dönemde öğrenciler için en verimli strateji, sistemli bir tekrar programını psikolojik ve fiziksel iyi bakımla birleştirmektir. Panik halinde son dakika her şeyi öğrenmeye çalışmak yerine, planlı tekrar, bol deneme sınavı, yeterli uyku ve dingin bir zihin başarının anahtarıdır. Kaygı doğal olsa da yönetilebilir bir duygudur; doğru tekniklerle öğrenciler sınav stresiyle baş edebilir ve potansiyellerini tam olarak ortaya koyabilirler. Veliler için ise düşen görev, çocuklarına koşulsuz destek sunmak, sınavı yaşam memat meselesi haline getirmeden gerçekçi bir motivasyon ortamı yaratmaktır. Unutulmamalıdır ki sınav başarısı kadar psikolojik sağlık da önemlidir ve aslında bu ikisi birbirini tamamlar: Mutlu, desteklendiğini hisseden, sağlıklı bir öğrenci en iyi performansını ortaya koyacaktır. Sonuç ne olursa olsun, LGS ve YKS gibi sınavlar hayatın sadece birer aşamasıdır. Doğru hazırlık, sakin bir zihin ve sağlam bir aile desteğiyle bu aşamayı da en iyi şekilde geçmek mümkündür. Tüm öğrencilere başarılar dileriz.
Kaynaklar
- Koçyiğit, E. G. (2023). Sınav Kaygısı, Etkileyen Faktörler ve Baş Etme Yöntemleri. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 10(3), 126-140. (Kaygı kavramı, sınav kaygısının nedenleri ve baş etme yöntemleri üzerine derleme çalışma – ebeveyn tutumlarına dair öneriler de içeriyor.)
- Türkiye Psikiyatri Derneği. Sınav Kaygısı. Erişim: psikiyatri.org.tr. (TPD’nin halka yönelik bilgilendirme sayfası; sınav kaygısının nedenleri, belirtileri ve ailelere tavsiyeler içeriyor.)
- Kaya, T. (2023). Sınav Kaygısı ile Baş Etmede Ebeveyn Rolü. Merzifon Rehberlik ve Araştırma Merkezi Blogu. (Psikolojik danışman Tarık Kaya’nın kaleminden, aile tutumlarının öğrencilerin sınav kaygısına etkisini ve doğru ebeveyn davranışlarını anlatan yazı.)
- Kırıkkale İl MEM Rehberlik (2021). “LGS’ye hak ettiğinden büyük anlam yüklemeye çalışmayın”. (Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Bölüm Başkanı Y. Ertekin’in LGS öncesi öğrencilere ve velilere önerileri.)
- Dolan, E. W. (2025). Breathing exercises reduce test anxiety in middle school students. PsyPost. (Türkiye’de 8. sınıf öğrencileriyle yapılan bir araştırmayı aktaran haber: Nefes egzersizi programının sınav kaygısını azaltmadaki etkisini özetliyor.)
- Santoro, H. (2021). The Neuroscience Behind the Spacing Effect. BrainFacts/SfN. (Aralıklı çalışmanın neden öğrenmeyi güçlendirdiğini sinirbilim perspektifinden açıklayan popüler bilim makalesi.)
- Pitt, J. & Huebner, B. (2024). Retrieval Practice Improves Exam Performance as a Function of Review Question Number and Format. J. of Physical Therapy Education, 39(1), 33-39. (Geri getirme uygulamasının – test çözerek tekrar – sınav başarısını artırdığını gösteren deneysel araştırma.)
- Carnegie Mellon University News (2023). Nightly Sleep Is Key to Student Success. (Üniversite öğrencilerinin uyku düzeni ve not ortalamaları üzerine yapılan bir araştırmayı aktaran haber; yeterli uykunun akademik başarıya etkisini ortaya koyuyor.)
- UNSW News (2024). Breakfast impacts student success, but not in the way you might think. (Sağlıklı kahvaltı alışkanlıklarının lise öğrencilerinin motivasyon ve sınav performansına etkisini inceleyen Avustralya araştırmasının haberi.)
- Radio Free Asia (2024). Grueling ‘gaokao’ test puts huge pressure on China’s young people. (Çin’in yüksek riskli üniversite sınavı Gaokao’nun öğrenciler üzerindeki baskısını ve yol açtığı kaygı, depresyon gibi sorunları ele alan haber.)


